Don Quijote, bir parodinin sınırlarını aşar ve modern anlatının temel meselelerini sahneye taşır: Dilin dünyayı nasıl çarpıttığı, ideallerin nasıl bir yanılsama gücü taşıdığı, hakikatin çoğu zaman anlatı içinde üretildiği ve okurun bu üretimin aktif bir parçası olduğu… Don Quijote, yalnızca “yel değirmenlerine saldıran” gülünç bir adamın hikâyesi değil; insanın, metinlerin ve ideallerin/hayallerin dünyayı kurma/kurgulama biçimlerine dair hâlâ çok güncel bir soruşturma.
Bu eksen üzerinde kahramanın kendini ne şekilde oluşturduğunun izini sürüyoruz. Yazar da okurla özdeş, o da Don Quijote’ nin izini sürüyor. Karakterin “yaratılış”ı okurun gözleri önünde gerçekleşiyor… Olmak (being) rahattır, dönüşmek (becoming) risklidir ve onları korkunç devler sanarak yel değirmenlerine saldırma ihtimali her zaman vardır.”.
https://open.spotify.com/track/7mufTLdk3CQw0dKH43QZeu?si=339a7f15344e46c5
https://www.youtube.com/watch?v=yTcsgxU9jsA
https://hudsonreview.com/2015/10/don-quixote-or-the-art-of-becoming/