Épisodes

  • #2 Gece Yarısı Simetrisi -BEYAZ ÇİÇEKLERİN SOĞUK MEZARLIĞI
    Feb 22 2026

    Bu hafta "Gece Yarısı Simetrisi"nde, termodinamiğin o soğuk ve zalim yüzünü, Knidos’un kadim rüzgarıyla yıkıyoruz. Heisenberg’in Belirsizlik İlkesi’ni laboratuvarlardan çıkarıp, iki insan arasındaki o ölçülemeyen, o 'steril' mesafeye fırlatıyoruz.

    Neden bazı anlar, fırından yeni çıkmış bir umut gibiyken, aniden bir tezgahta unutulmuş o soğumuş poğaçanın hüzünlü yağına dönüşür? Neden ışık hızı saniyede üç yüz bin kilometreyken, hayal kırıklığı kalbe ondan çok daha hızlı varır?

    Bu bölüm; doğru zamanda yanlış yerde olanların, "ben size aşık oldum hanımefendi" cümlesini bir karadeliğin ağzına fırlatanların ve nezaketin en müptezel haliyle, yani bir "özür" ile kapı dışarı edilenlerin hikayesidir. Bir veda değil, bir eksilme provasıdır.

    Elinizde sönmeye yüz tutmuş bir çakmak taşı, ruhunuzda paslı bir çivi ve kulağınızda bir parça Tom Waits tınısı varsa; doğru koordinattasınız. Ya da belki de her şey için çok geçtir.

    Temalar:

    • Entropi ve Soğumuş Poğaçaların Ontolojisi

    • Heisenberg Belirsizliği ve Klinik Mesafeler

    • Knidos Rüzgarı ve İletişimsizliğin Akustiği

    • "Gönlünce Olsun" Cümlesinin Anatomik İncelemesi

    Müzik: Muddy Waters, Tom Waits, Pink Floyd ve duyulmayan o son hıçkırık.

    Geceyi simetrik bölün. Bir yarısı sizin olsun, diğeri zaten karanlığın.

    Afficher plus Afficher moins
    12 min
  • #1 Gece Yarısı Simetrisi - Uzak Şehirler ve Sessiz Vedalar
    Jan 19 2026

    Hesabı Tutmayanlar: Bölüm 01 | Uzak Şehirler ve Sessiz Vedalar

    "Senin paran sadece kendi hayatını idame ettirecek kadar var, aşık olmak neyine?"

    Bu gece, cebindeki bozukluklarla sevdasının ağırlığını tartmaya çalışanların, haysiyetini bir zırh gibi kuşanıp sessizce eksilenlerin tarafındayız. Her şeyin yolunda gittiği sanılan o puslu illüzyonun içinde; bir uçağın gürültüsünde boğulup giden o söylenmemiş "gitme" çağrısını arıyoruz.

    İngiltere’ye uzanan bir yolculuk, pasaport kontrolünde takılıp kalan bir gurur ve bir adamın kendine tuttuğu o keskin ayna... Aşkın marjinal maliyetini, mülkiyet ilişkilerinin gölgesinde kalan o ham duyguyu ve sadece kendi gölgesini taşıyacak mecali kalmış yorgun ruhların sükutunu konuşuyoruz.

    Bu bölümde neler var?

    • Aşk ve parasızlık arasındaki o kadim, o dökme demir gibi ağır bağıntı.

    • "Hissettirmeme" çabasının insanı içeriden nasıl bir harabeye dönüştürdüğü.

    • Gidiş terminallerinde bırakılan dilsiz vedalar.

    • Bir "idame ettirme" mücadelesi olarak yalnızlık.

    Afficher plus Afficher moins
    10 min
  • "Aman Hocam Felsefe Yapma!" Diyenler Buraya: Neden Yanılıyorsunuz?
    Jan 18 2026

    "Felsefe yapma!" denilerek susturulduğunuz o anları hatırlayın. Peki ya felsefe, aslında hayatın karmaşasında yolunuzu bulmanızı sağlayan en pratik navigasyonsa?

    Bu bölümde, felsefeyi tozlu kitapların arasından çıkarıp kahve masamıza davet ediyoruz. Felsefeye neden önyargılıyız? Hiçbir şey anlamadığımız o ağır metinler olmadan felsefeye nasıl başlanır? Sokrates, Platon ve Epiktetos gibi isimler bugün yaşasaydı metrobüste, iş yerinde veya sosyal medyada ne yaparlardı?

    Bu bölümde keşfedeceğiniz başlıklar:

    • Felsefe nedir? (Zihnimizdeki "gözlük lekesini" fark etme sanatı).

    • Hayret etmek: Bir çocuk gibi soru sormanın gücü.

    • Neden felsefe? Algoritmalardan kurtulup özgürleşmek ve Aristoteles'in "Eudaimonia" (gerçek mutluluk) kavramıyla tanışmak.

    Felsefeyi "zırva" görenlerden, "merak ediyorum ama nereden başlayacağımı bilmiyorum" diyenlere kadar herkes için bir yol haritası çiziyoruz.

    ☕️ Kahveni al, kulaklığını tak ve hayatı sorgulamanın o dayanılmaz hafifliğine ilk adımı at. Unutma; sorgulanmayan bir hayat, gerçekten yaşanmaya değer mi?

    Afficher plus Afficher moins
    8 min
  • Bölüm 0: Bu Podcast Sizin Bildiğiniz Felsefe Kanallarından Değil!
    Jan 16 2026

    "Amann, felsefe yapma şimdi!" cümlesini hayatında en az bir kez duyduysan, tam olarak doğru yerdesin. Bu tanıtım bölümünde, yüzyıllardır 'sıkıcı' ve 'anlaşılmaz' olarak yaftalanan felsefeyi neden tozlu raflardan indirip kahve masamıza davet ettiğimizi anlatıyorum.

    Bu bölümde ne konuşuyoruz?

    • Neden ismimiz Felsefe Yap(ma)!? (O parantezin bir hikayesi var!)

    • Felsefe gerçekten sadece "boş konuşmak" mı, yoksa hayat kurtaran bir navigasyon mu?

    • Gelecek bölümlerde modern dertlerimizi antik filozoflarla nasıl masaya yatıracağız?

    Akademik terimleri kapının dışında bıraktık. Sadece merakını ve kahveni al gel; başlıyoruz!

    Afficher plus Afficher moins
    4 min